Kasım 2009
Karaman’dan Kısa Haberler
Zam haberleri yeni doğalgaz abonesi bulmayı önlüyor
Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurumu (EPDK) Başkanı Hasan Köktaş, doğalgaza zam haberlerinin dağıtım şirketlerinin yeni abone yapmasını önlediğini söyledi.
Köktaş, “Son günlerde 2010 yılından itibaren doğalgaza çok yüksek oranlarda zam geleceği yönünde çıkan haberler dağıtım şirketlerimizin yeni abone kaydetmelerinde çok ciddi sıkıntı yaşamalarına sebep olmaktadır.” dedi.
Swiss Otel’de düzenlenen Enerji Zirvesi’nde konuşan EPDK Başkanı Köktaş, Türkiye’de yaklaşık 52 milyon kişiye doğalgaz ulaştırabilecek çok büyük bir dağıtım şebekesine sahip olduklarını söyledi. Yatırımların büyük ölçüde tamamlandığını ancak, bu şebekelerde vatandaşlara hizmet verilebilmesi için yeni abonelik işlemlerinin yapılması gerektiğini belirten Köktaş, burada karşılaştıkları sıkıntıyı şu sözlerle özetledi:
“Son günlerde 2010 yılından itibaren doğalgaza çok yüksek oranlarda zam geleceği yönünde çıkan haberler dağıtım şirketlerimizin yeni abone kaydetmelerinde çok ciddi sıkıntı yaşamalarına sebep olmaktadır. Bu konuda haber ve yorumlar yapılırken bu tür haberlerin doğruluğunun yanında sektörümüze verdiği etkileri de dikkate alan bir sorumluluk gösterilmelidir.”
“TELEKULAK, BU TOPLANTIYI DA İLGİLENDİRİYOR”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ise zirvede yaptığı konuşmada, “Telekulakla ilgili gündemin bu toplantıyı ilgilendirdiği kanaatindeyim. Çünkü 2001′de dünyada kriz yoktu. Ama Türkiye etkilendi. Bu kriz Türkiye’ye 48 milyara mal oldu. Küresel krizin bu kadar maliyeti olmadı. Şu anki siyasi istikrar 2001 yılındaki istikrardan daha iyi. İster domates sektörü olsun ister başka bir sektör istikrarsızlıktan etkileniyor.” diyerek istikrarın önemine vurgu yaptı. Doğalgaz ve elektriğe zam haberlerinden rahatsızlığını bir kez daha dile getirdi. Yıldız, zam haberlerinin sağlam kaynaklara dayanarak yapılması gerektiğini belirtti.
(CİHAN)
ABD’li gazeteciden Ergenekon raporu
ABD’nin başkenti Washington’da düzenlenen bir konferansta Ergenekon davası tartışıldı. Arı Vakfı tarafından düzenlenen tartışmada dava ile ilgili hazırladığı raporu açıklayan gazeteci-yazar Gareth Jenkins, soruşturmanın arkasında Fetullah Gülen hareketinin olduğunu söyledi.
Üniversitedeki saç- sakal krizi bitmiyor
Okulun müdürü Yrd. Doç. Dr. Gültekin, inadından vazgeçmiyor
RİZE Üniversitesi’ne bağlı Fındıklı Meslek Yüksekokulu’na bir grup öğrencinin saç ve sakalı uzun diye sınavlara alınmaması sonrasında başlayan tartışmalar sürüyor. Rektör Prof. Dr. Nazmi Turan Okumuşoğlu’nun, “Ferdi ve maksadını aşan uygulamayı düzeltip, öğrencilerin mağduriyetini gidereceğiz” açıklamasına rağmen, Müdür Yrd. Doç. Dr. Sadettin Gültekin uygulamanın süreceğini bildirdi. Yrd. Doç. Dr. Gültekin, konuyla ilgili haberlerin basında yer almasını hatırlatarak, “Bu yayınların bir önemi, caydırıcılığı ve yaptırım gücü yok. Çağımızda iletişim araçları oldukça yaygınlık kazanmış olup, her önüne gelen bir paçavrada veya elektronik alanda yayın yapabilmektedir” dedi.
Fındıklı Meslek Yüksekokulu’ndaki olay, geçen hafta meydana geldi. Vize sınavlarına girmek için okula gelen bir grup öğrenci, saç ve sakalları uzun olduğu gerekçesiyle içeri alınmamış, gerekçe olarak da Yüksekokul Müdürü Yrd. Doç. Dr. Sadettin Gültekin’in imzasıyla 14 Ekim 2009 tarihinde idari birimlere gönderilen yazıdaki, ‘Saçı ve sakalı uzun olan, kılık- kıyafet kurallarına uymayan öğrencilerin ders ve sınavlara alınmaması’ talimatı gösterilmişti. Öğrenciler, yasağa tepki göstermiş, mağdur olduklarını belirterek Rektörlüğe şikayette bulunmuştu.
REKTÖR, “MAKSADINI AŞMIŞ’ DEMİŞTİ
Rize Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazmi Turan Okumuşoğlu ise il dışında olduğunu ve haftabaşında döndüğü Rize’de olayın kendisine aksettirildiğini belirterek, “Okulu ziyaret ettiğimde saç ve sakalı düzgün olmayan, kılık ve kıyafet kurallarına uymayan öğrenciler olduğunu gördüm. Onları uyararak bu şekilde okula gelmemelerini, kılık ve kıyafetlerini düzeltmelerini istedim. Benden sonra hocamız farklı bir uygulamaya gitmiş. Maksadı aşan bir uygulama olmuş. Öğrenciler okula alınmayarak sınava sokulmamış. Bu ferdi ve yanlış bir davranıştır. Kılık ve kıyafet yönetmenliği, ilgili yasalar var. Bu çerçevede gerekli uygulama yapılmalıydı. Bir uygulamayı yaparken kimseyi mağdur etmeyeceksiniz. Sınava giremeyen öğrencilerimizin mağduriyetini gidereceğiz. Kimse mağdur olmayacak. Yaşanan durumu düzelteceğiz” diye konuşmuştu.
YÜKSEKOKUL MÜDÜRÜ VAZGEÇMİYOR
Rektör Prof. Dr. Okumuşoğlu’nun açıklamasına rağmen Rize Üniversitesi Fındıklı Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Saadettin Gültekin’in imzasıyla idari birimlere ikinci bir genelge gönderildi. Medyada, kılık kıyafet uygulamalarıyla ilgili sansasyonel haberler yer aldığı belirtilen genelgede, şöyle denildi: “Bu yayınlar ve bundan sonra yapılabilecek yayınların üniversitemiz, yüksekokulumuz ve uygulamalarımız açısından önemi, caydırıcılığı veya herhangi bir yaptırım gücü bulunmamaktadır. Çağımızda iletişim araçları oldukça yaygınlık kazanmış olup, her önüne gelen bir paçavrada veya elektronik alanda yayın yapabilmektedir. Bu nedenle kamu kurum ve kuruluşları görevlerini aksaksız sürdürmek zorundadır. Yapılan yayınlar gerek üniversitemiz gerekse Yüksekokul müdürlüğümüz açısından dikkate değer bulunmamaktadır. Bizler, Anayasa’nın tanıdığı bilimsel ve akademik özgürlük çerçevesinde görevimizi sonuna kadar, kimsenin etkisi altında kalmadan, dürüstçe, cesurca yapmaya devam edeceğiz.”
‘UYGULAMANIN SÜRDÜRÜLMESİNİ RİCA EDERİM’
Yrd. Doç. Dr. Gültekin, yürütülmekte olan kılık kıyafetle ilgili düzenlemenin sahibi ve sorumlusunun kendisi olduğunu belirttiği genelge, şöyle devam etti: “Yüksekokul idari ve akademik personelinin sadece kendilerine tebliğ edilen yazılı bildirimin gereğini yapmaktan öte bir sorumlulukları yoktur. Bu nedenle personelimiz arasında tereddütlerin oluşmaması gerekir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, üniversitelerde kılık kıyafetle ilgili sıkı düzenlemeler getirmektedir. Yüksekokulumuz uygulamaları bu yasaya ve devletin resmi kurallarına göre yapılmaktadır. Uygulama bizzat Rektörümüz tarafından verilen bir emirle başlatılmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, sakal yasağının kaldırılması ile ilgili kendisine açılan bir davayı reddetmiştir. Üniversitelerin sakal yasağı uygulamalarının, insan haklarına aykırı olmadığına karar vermiştir. Üniversiteler özgür bilim ve eğitim kurumlarıdır. Kendi kuralları ile yönetilir. Hiçbir dış etkenin üniversiteye müdahalesine yeltenmeye bile izin verilmez. Konu ile ilgili uygulamaların sürdürülmesini rica ederim.”
REKTÖR: PROBLEM YARATMAYA GEREK YOK
Rize Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazmi Turan Okumuşoğlu ise yeni bir genelge yayınlandığını duyduğunu, ancak görmediğini belirterek, “Hiçbir öğrencinin mağdur olmasını istemeyiz. Hem idare hem öğrenci açısından problem yaratmaya da gerek yok. Bir uygulama yapılacaksa kırmadan ve öğrencileri kazanarak uygulamak lazım. Bazı sağlık sorunlarım nedeniyle tedavim sürüyor. Pazartesi günü Fındıklı’ya giderek öğrencilerle ve idare ile görüşeceğim. Hiçbir öğrenci mağdur olmayacaktır” diye konuştu.
Uzan’dan ilginç evlilik sözleşmesi
Uzan çiftinin çok konuşulacak evlilik sözleşmesi ortaya çıktı. Cem – Alara Uzan çiftinin 12 yıllık evliliklerini bir süre önce bitirdikleri belirtiliyor. Bu konudaki haberler kamuoyuna yansırken taraflardan bu haberleri yalanlayan bir açıklama yapılmıyor. Hatta ayrılığın nedeninin Alara Uzan’ın, Cem Uzan’ı Yunan bir futbolcuyla aldatması olduğu yönünde söylentiler de var.
Ancak bu söylentilerin, Alara Uzan’la nikahtan önce evlilik anlaşması imzalayan Cem Uzan’ın, bu anlaşmanın geçerliliğini ortadan kaldırmak için ortaya attığı iddia ediliyor.
Milliyet Gazetesi’nin haberine göre Cem Uzan ile Alara Koçibey (Uzan), 5 Kasım 1997′de kıyılan nikahtan beş gün önce New York’ta noter huzurunda imzaladıkları evlilik sözleşmesine göre, aldatma halinde Alara Uzan tüm haklarını kaybederken, Cem Uzan 2 milyon dolar ek tazminat ödemeyi taahhüt etmiş durumda.
Sözleşmede boşanma halinde Alara Koçibey’in Uzan ailesine ait varlıklarda hak iddia edemeyeceği karara bağlanırken, Cem Uzan’a milyonlarca dolar ödeme yükümlülüğü getiriyor.
Türkiye’de üst üste aldığı mahkumiyet kararları sonrası Fransa’ya giderek “siyasi iltica” talebinde bulunan Cem Uzan’ın çocuklarıyla eşini de Fransa’ya getirttiği iddia edildi. Daha sonra Cem Uzan ile eşi Alara Uzan’ın aralarının bozulduğu iddiaları konuşulurken, Cem Uzan’ın eşinin Yunanlı bir futbolcuyla yakınlaşmasını tespit ettirdiği belirtiliyor. Cem Uzan’ın bunu hem çocukların velayetini almak hem de evlilik sözleşmesi gereği tazminat yükümlülüklerinden kurtulmak için ortaya attığı da iddialar arasında.
Önce sözleşme sonra nikâh
31 Ekim 1997′de New York’ta avukatlık bürosunda evlilik sözleşmesi imzalayan Cem Uzan ve Alara Koçibey beş gün sonra yani 5 Kasım 1997 günü Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nde nikahlandı.
Nikahı Konsolos Emre Yunt kıyarken, çiftin şahitliğini dönemin Türkiye Büyükelçisi Nüzhet Kandemir ile arkadaşları yaptı. Evlilik sözleşmesinde, Alara Uzan’ın Cem Uzan’ın zenginliğinin ailesinden kaynaklandığını bilerek, ayrılık halinde bu varlıklar üzerinde talepte bulunmayacağı hükme bağlanıyor. Çiftin evlilik öncesi sahip olduğu mallar üzerinde hak sahibi olmayacağı vurgulanan sözleşmede, Cem Uzan’ın evlilik sırasında sahip olduğu servetinin de ailesinin varlığından kaynaklandığına vurgu yapıldı. Cem Uzan’ın Türkiye’de zengin bir ailenin üyesi olduğu ve yüz milyonlarca doları yönetttiği belirtilen sözleşmede, ayrılık halinde Alara Uzan’a yapılacak ödemeler ayrı bir başlık altında toplandı.
Buna göre 10 yıl evli kalınması halinde Cem Uzan Alara Uzan’a 4 milyon dolar ödeyeceği taahüt ediliyor. Evliliğin 12 yıl olması halinde ise Alara Uzan toplam 5 milyon dolar para alacak.
Sözleşmede birinci çocuk için yıllık 300 bin dolar, ikinci çocuk için 400 bin dolar ödeme yapılacağı karara bağlanırken, ayrılma halinde Alara Uzan’a ayrıca 5 bin dolar aylık kira ödemesi taahhüdü içeriyor.
Cem Uzan ve eşinin evlilik sözleşmesinde “ihanet” de tazminata bağlanmış durumda. Alara Koçibey Türk yasalarına göre zina yaparsa, evliliğin bitiş tarihine göre alacağı para haklarından vazgeçecek.
Cem Uzan evliliğin ilk 5 yılında Türk yasalarına göre zina yaparsa Alara Koçibey’e ekstra 2 milyon dolar ödeyecek.
Alara Koçibey nafaka isteme hakkından da sözleşmeyle vazgeçiyor. Boşanma 5. yıldönümden önce olursa ve birden çok çocuk doğmuşsa, Cem Uzan 5 yıl boyunca ev kirası için Koçibey’e her ay 5 bin dolara kadar ödeme yapacak. Evliliğin bitmesi durumunda ve çocuklar varsa: Cuma, cumartesi ve pazar geceleri Cem Uzan’la, diğer geceler Alara Koçibey’le kalacaklar.
10 yıl evliliğe 5 milyon dolar
Sözleşmede ayrılık halinde, evliliğin süresine bağlı olarak ödenecek para tutarları ayrı ayrı belirlenmiş. Evliliğin bitmesi durumunda Alara Koçibey’in evliliğin bitiş tarihine göre alacağı para:
- İki taraf 5 yıla kadar evli kalırsa 1 milyon dolar,
- İki taraf 8 yıla kadar evli kalırsa ekstra 1 milyon dolar daha,
- İki taraf 8 – 10 yıl arası evli kalırsa ekstra 1 milyon dolar daha,
- İki taraf 10 yıl evli kalırsa ekstra 1 milyon dolar daha,
- İki tarafın 10 yıldan sonra evli kaldığı her iki yıl için ekstra 1 milyon dolar olarak hesaplandı
İlk çocuğa 300 bin ikinciye 400 bin dolar
Sözleşmede ilk çocuğa kadar Alara Uzan’a yapılacak ödemeyle sahip olunan çocuklar için yapılacak ödemelerde hüküm altına alındı. Buna göre ayrıca yukarıdaki ödemelerin dışında Alara Koçibey evlilik sırasında:
- İkilinin ilk çocuğunun doğumuna kadar her yıl 200 bin dolar.
- İlk çocuğun doğumunun ardından yıllık ödeme 300 bin dolara çıkacak
- İkinci çocuğun doğumundan sonra 400 bin dolara çıkacak.
Ödemeler boşanma durumunda kesilecek. Bu ödemeler Alara Koçibey tarafından istenmiş ve Cem Uzan tarafından kabul edilmiştir. Bunun nedeni Koçibey’in ekonomik olarak kendi kendine yetebilmesi ve yatırım yapabilmesi ve boşanma durumunda çocuklarını destekleyebilmesidir. Boşanma olursa Cem Uzan’ın çocuklarına destek olması için Alara Koçibey’in yapacağı başvuruda, Uzan’ın varlıkları ve geliri ile Koçibey’e yaptığı ödemeler de göz önüne alınacak.