DUNYA HABERLERİ


Heronlarla birlikte ABD-İsrail ortaklığındaki Aeronautics Defence Systems firmasından Türkiye’ye kiralanan Dominatör-2 isimli insansız hava araçlarının (İHA) operatörleri Türkiye’ye geri geldi.

Türkiye, Heron’ların teslimatında yaşanan sıkıntıların ardından ABD-İsrail ortaklığındaki Aeronautics Defence Systems firmasından 6 ay süre için iki Dominatör kiralamıştı. Söz konusu şirkete de yaklaşık 6 milyon dolar ödeme yapıldı. Dominatörler Avusturya üretimi Diamond Aircraft DA42 çift motorlu ve pilotlu uçağın insansız hava aracına dönüştürülmüş hali. 28 saat havada kalabilen Dominatörler, 30 bin feet irtifaya çıkabiliyor. 13 metre uzunluğundaki uçağın kanat açıklığı da 13 metre. 2 tonun üzerinde ağırlığı bulunan uçak, 400 kilogram yük taşıyabiliyor. İsrail’le yaşanan krizin ardından, Heron’larla birlikte Dominatör operatörleri de ülkelerine geri dönmüştü. Fakat edinilen bilgiye göre, bu uçakların operatörleri tekrar Türkiye’ye geldi. Heron teknisyenlerinin Türk subaylarının eğitimlerini tamamlaması için Türkiye’ye geri gelmeleri için de temasların sürdürüldüğü kaydedildi. İsrail tarafı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan vatandaşları için hafta sonları bile özel güvenlik istedi. Güvenlik önlemlerini abartan İsrail, kışla içinde de koruma talep etti. Hava Kuvvetleri, bu isteklere ret cevabı verdi. Konuyla ilgili görüşmeler devam ediyor.

DENİZ KIZI TATBİKATI İPTAL

Türkiye’nin “Deniz Kızı” tatbikatına katılmayacağı da resmiyet kazandı. Jerusalem Post gazetesi, Milli Savunma Bakanlığı’nın, İsrail Silahlı Kuvvetleri’ne 10 yıldan beri Türkiye, İsrail ve ABD’nin katılımıyla her yaz Akdeniz’de icra edilen “Güvenilir Deniz Kızı” tatbikatında yer almama kararını aldığını hafta sonunda ilettiğini duyurdu. Gazete, Ankara’nın bu kararının, İsrailli yetkilileri şaşırtmadığını yazdı. Türkiye’nin bu kararına karşın, İsrail ve Amerikan deniz kuvvetleri tatbikatı icra edecek.

DUBAİ – Tüm dünyada 1970′li yıllardan bu yana ilk defa aç veya yetersiz beslenen insan sayısı bir milyarı aştı. Filipinler’in başkenti Manila’da geçtiğimiz hafta düzenlenen gıda güvenliği konferansındaki sunumlara göre, 2009′a ait bu rakam tüm insanlığın altıda birine denk geliyor ve aç insan sayısı artmaya devam ediyor.

Manila merkezli Asya Kalkınma Bankası, Tarımsal Kalkınma Uluslararası Fonu ve Gıda ve Tarım Organizasyonu tarafından düzenlenen üç günlük konferans boyunca gıda güvenliği uzmanları ve siyasetçiler dünyada artan açlık problemine çareler aradı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu verilerine göre, geçen yıl aç veya yetersiz beslenen insan sayısı 2008′e göre 100 milyon daha arttı. Asya-Pasifik bölgesinde bu durumda yaşayan 650 milyon insan olduğu kaydedildi.

Gıda güvenliğinin sağlanabilmesi için Asya-Pasifik tarım sektörüne 2050 yılına kadar her yıl 120 milyar doların üzerinde yatırım yapılması gerekiyor. Gıda ve Tarım Organizasyonu yardımcı müdürü ve Asya-Pasifik bölge temsilcisi Hiroyuki Konuma, bölgede tarıma yapılan yıllık yatırımın sadece 80 milyar dolar olduğunu söyledi. Konuma, dünya nüfusunun 2050′ye kadar 9 milyara ulaşacağını ve gıda üretiminin de yüzde 70 artmasının gerekeceğini kaydetti.

Asya Kalkınma Bankası başkanı Haruhiko Kuroda, Asya ekonomilerinin petrol ve gıda krizinin etkilerinden kurtulmuş gibi görünse de dünya gıda fiyatlarının 2003′e kıyasla bugün yüzde 85 daha pahalı olduğunu ve önümüzdeki 10 yıl boyunca yüzde 15 ile 40 artmasının beklendiğini ifade etti. Kuroda, birçok insanın düşündüğünün aksine tahıl azlığının son yaşanan gıda krizine sebep olmadığını iddia etti. Kuroda, krizin koruyucu gıda politikaları ve hükümetlerin uzun zamandır özel sektörün tarıma yatırım yapmasını teşvik etmemesi gibi karmaşık birçok sebepten dolayı başgösterdiğini savundu.

Asya Kalkınma Bankası’nın her yıl bu sektöre 2 milyar dolarlık yardım sözü verdiğini hatırlatan Kuroda, hükümetler, özel sektör ve kar amacı gütmeyen organizasyonların gıda temin zincirinin geliştirilmesi için beraber çalışması gerektiğini söyledi..

Kazakistan’ın Almatı şehrinde düzenlenecek Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) toplantısında Yukarı Karabağ sorununun çözümü yönünde önemli gelişmeler olması bekleniyor. Toplantı marjında AGİT Minsk Grubu üyeleri (ABD, Rusya, Fransa), Azerbaycan ve Ermenistan ile bir araya gelecek. Türkiye’yi temsil eden Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, Kırgızistan Eylem Planı’nın yanı sıra, Afganistan’da istikrar ve barışın sağlanması yönünde atılması gereken adımlar da görüşülecek.
LAÇİN KORİDORU MASADA

Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov ile Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan’ın da katılacağı toplantıda Yukarı Karabağ meselesinin masaya yatırılması bekleniyor. Madrid prensipleri çerçevesinde Laçin koridoru ile Kelbecer rayonunun statüsünü görüşmeleri planlanıyor.

Azerbaycan işgal altındaki toplam 7 rayondan 5′inin derhal boşaltılması şartıyla, Ermenistan ile Dağlık Karabağ arasında bağlantıyı sağlayan Laçin koridorunun durumunu görüşmeye ve buraya ileride yerleştirilmesi düşünülen uluslararası gücün görev sahası ile ilgili ölçüm yapılmasına sıcak bakıyor. Azeri tarafı, toplantıdan ümitli olduklarını, 5 yıl aradan sonra Yukarı Karabağ’ın Azerbaycan’a iadesi yönünde bir hareketin başlangıcının bu toplantıda atılabileceğini belirtmişti. Öte yandan AGİT zirvesinde İsrail’i Dişişleri Bakanı Lieberman temsil ediyor.

Sınır geçici olarak açılabilir

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Burak Özügergin, Türkiye-Ermenistan sınırının NATO tatbikat malzemesini taşıyacak araçların geçişi için istisnai ve geçici olarak açılması hususunun ihtiyaten değerlendirildiğini söyledi. Ermenistan’da, 11-17 Eylül tarihleri arasında 20 ülkenin katılımı ile bir NATO tatbikatı yapılacak.

Tabloda bir Ermenistan eksik

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiye’nin, komşularıyla olan sorunlarını ortadan kaldırmada son yıllarda önemli mesafe aldığını ancak Ermenistan’ın, bu tablonun eksik parçası olarak kaldığını belirterek, “Türkiye’nin uzattığı dostluk elinin geri çevrilmesinin, herkesten çok Ermenistan’a zarar vereceği açıktır” dedi. Davutoğlu, Yukarı Karabağ sorununun çözümüne yönelik devam eden müzakerelerde, işgal kuvvetlerince boşaltılarak Azerbaycan’a iade edilen bölgelere uluslararası bir barış gücünün konuşlanması fikri üzerinde durulduğunun da bilindiğini belirtti. Davutoğlu, barış gücünün varlığı ve oluşumu konusunda müzakerelerin sürdüğünü ifade ederek, Türkiye’nin bu yönde taraflara herhangi bir teklifte bulunduğu iddiasının gerçeklikten uzak olduğunu bildirdi..

11 Eylül saldırılarında yıkılan Dünya Ticaret Merkezini oluşturan ikiz kulelerin enkazında inanılmaz bir bulguya rastlandı.

 

Sıfır noktası’ olarak bilinen ikiz kulelerin enkazında temizleme çalışmalarını yürüten işçiler, enkazın derinliklerinde 200 yıllık bir gemi buldu.

Geminin yüzyıllar önce, Manhattan adasını genişletmek için yapılan alan genişletme çalışmalarında gömüldüğü sanılıyor. Kaldırım seviyesinin yaklaşık 3,5 metre derinliğinde bulunan gemi yaklaşık 11 metre uzunluğunda.

Salı günü, çamur tabakasının altında geminin ilk kalıntılarına rastlayan arkeolog Molly McDonald, Dünya Ticaret Merkezi’nin altında antik bir esere rastlamanın çok heyecan verici olduğunu belirtti. Şu an en çok merak edilen şey ise, esrarengiz geminin nerede inşa edildiği, ne amaçla kullanıldığı ve neden battığı.

Mcdonald ve meslektaşı Michael Pappalardo, beklenmedik keşiflerini Salı günü inşaat alanında incelemeler yaparken yaptı.

İkili, bir iş makinesinin çamurun yüzeyine çıkardığı kereste kalıntıları fark etti. Alanda başka kalıntılar da olduğunu gören arkeologlar, iki meslektaşlarını yanlarına alıp kazı çalışmalarına başladı. Kısa zamanda geminin gövdesini tespit eden arkeologlar, iki günlük çalışmada gövdenin neredeyse tümünü gün ışığına çıkarmayı başardı.

Tarihçi Browe, geminin dış yüzeyindeki küçük oyuklara okyanuslarda yaşayan organizmaların neden olmuş olabileceğini belirterek, geminin bir zamanlar okyanuslara açılmış olabileceğine dikkat çekti.

Geminin gövdesinin altında, yaklaşık 45 kiloluk çapası bulundu. Ayrıca, geminin kalıntısı civarında denizcilere ait olduğu düşünülen ayakkabı parçalarına rastlandı. Tarihçiler, geminin büyük olasılıkla 18 ve 19′uncu yüzyılda Manhattan’da yapılan arazi doldurma çalışmalarında kullanıldığını düşünüyor.

Geminin gömüldüğü alanın etrafını saran su, kalıntıların yüzyıllarca bozulmadan kalmasını sağladı. Ancak açığa çıkarılır çıkarılmaz geminin ahşap yapısı oksijen nedeniyle çürümeye başladı. Bu yüzden arkeologlar geminin çamurdan çıkarılması sürecinde yapısını koruyabilmek için parçaları elleriyle temizliyor.

Çin Halk Cumhuriyetinde, Yangçe nehrinin akış yönünü değiştirecek dünyanın en büyük sulama projesinin 24 milyar dolara mal olması bekleniyor. Çin’de planlanan dev sulama projesine göre dünyanın en büyük 3 üncü ırmağı Yangçe’nin suları tersine akıtılarak Çin’in kuzey eyaletlerinde sulama için kullanılacak.
Çin Su Kaynakları Bakan Yardımcısı Cang Jiyao, ülkenin sulak güney kesiminin sularını kurak kuzeye akıtacak dev projenin başlangıç aşamasına geldiğini söyledi..

Sonraki Sayfa »